Pırlanta Hakkında

Pırlanta Hakkında ?

Elmasın yolculuğu, yerin kilometrelerce altında başlar. Yeryüzünün derinliklerinde, inanılmayacak basınçlar altında değişim göstererek elmas haline gelen mineraller, normal koşullarda insanoğlunun kazarak ulaşabileceği bir derinlikte değildir. Ancak, volkanik aktiviteler ile zaman zaman yeryüzünün 300 metre yakınına dek yaklaşırlar. Volkanik aktiviteler, yeryüzünde püskürürken artlarında kimberlit bacaları denen oluşumlar bırakır. Elmaslar, işte bu kimberlit bacalarının içlerinde bulunur. Elmas madenlerinin çoğunlukla Güney Afrika ve Avustrulya’da bulunmasının nedeni de budur – bu bölgelerde, volkanik aktiviteler çok yoğundur.
Özel ekipmanlarla yerin 300 metre kadar altına inilerek, içinde elmas mineralinin de olmasının bulunduğu tonlarca balçık çıkarılır. Daha sonra, bu balçık elenerek içinde elmas bulunup bulunmadığına bakılır. Son derece ender bir maden olduğundan, her kazı çalışması elmas elde edilerek sonuçlanmaz. Elmasın ham, yani işlenmemiş hali aslına bakarsanız donuk ve mat bir taş gibidir. Uzman olmayan çoğu kişi, ilk bakışta elmas olduğunu anlayamaz. Ancak, işlendikten sonra o rakipsiz ve tarifsiz ışıltısına kavuşur.
Bu ışıltı, elmas mineralinin özelliklerinden kaynaklanır. Elmas, dünyanın en sert minerallerinden biri olmasının yanı sıra, aynı zamanda ışığı kırma indisi en yüksek olanlardandır. Diğer bir deyişle, içeri kabul ettiği ışın, yansıttığı ışına kıyasla çok daha fazladır. Bu nedenle, ışık elmas içine girdiğinde doğal olarak güçlenir ve dışarı da çok fazla verilmediğinden, o tarifsiz ışıltı ve parlaklık oluşur. Peki, elmas ile pırlanta arasındaki fark nedir? Daha doğru bir ifadeyle, pırlanta nedir?
Elmas, yukarıda izah ettiğimiz şekilde elde edildikten sonra kesilmesi ve işlenmesi için kuyumcu ustalarına gönderilir. İşte pırlanta, elmasın 57 fasetli özel kesilmiş halidir. Faset, ışığı yansıtan açılı yüzeylere verilen isimdir. Diğer bir deyişle, ışığı depolayıp yayması için çok sayıda geometrik açıya sahiptir. Bu nedenle de, pırlantalar, elmas mücevherinden dahi parlak ve göz alıcı görünür. Zira elmas mücevheri, çoğunlukla bu sayıda faset içermez.
Pırlanta, taç, kemer ve külah olmak üzere üç bölümden oluşur. En üstteki bölüme taç denir. Bu bölümde, 33 adet faset bulunur. En çok fasete sahip olan bölge olduğundan, daha fazla yansıma ve parlaklık özelliği vardır. Zaten aynı nedenle de, pırlantanın bu kısmı, geri kalan bölgelere göre daha beyaz görünür. Kemer kısmında faset bulunması gerekmez. Bu bölüm, doğal, cilalı ya da fasetli olarak işlenebilir. Ancak bu bölge çok önemli iki işleve sahiptir: İlk olarak, kalınlığı pırlantanın parlaklığını etkiler. İkincisi de, pırlantayı sağlam ve bir bütün halinde tutan kısım, burasıdır. Kemer olmazsa pırlanta mıhlama denen işlemde parçalanıp gider.
Son bölüm olan külahta ise 24 adet faset bulunur. Bu kısım, pırlantanın içine giren ışığın dışarı yansımasını sağlayan kısımdır. En titizlikle işlenmesi gereken bölümdür. Zira külah kısmında ne kadar titiz işçilik çıkarılırsa, parlaklık o derece artar. Bu noktada bir yanlış anlamayı da düzeltmek gerekir: Elmas, (dolayısıyla pırlanta da) yukarıda belirttiğimiz gibi dünyanın en sert minerallerinden biridir. Ancak bu durum, “kırılmaz” olduğu anlamına gelmemektedir. Sertlik, diğer mineral ve madenleri kesebiliyor olmasını ifade eder. Yoksa elmasın da kırılması mümkündür ve hatta pırlanta gibi mücevherlerde, boyut da küçüldüğü için, bu risk oldukça artar.Bu nedenle, kuyumcu ustasının işi oldukça zordur. Tek bir yanlış hareketinin geri dönülmez sonuçları olacaktır.Dünyanın en değerli madenlerinden biri üzerinde çalışmak, soğukkanlı olmayan kişilere göre bir iş değildir. Ancak pırlantanın eşsizliği de buradan kaynaklanır. Ustanın ellerinde şekil bulduğu için, hiçbir pırlanta diğerinin aynısı olamaz. Bu nedenle her pırlanta eşsiz ve size özeldir.


Sertifikalı Pırlanta
Ücretsiz Kargo
Güvenli Alışveriş
Kolay İade
Thales Pırlanta Tüm Bankalar
Copyright 2017 - Thales Pırlanta Her Hakkı Saklıdır.
Thales pırlanta tescilli markadır.